Uncategorized

Çocuğum nerede okuyacak

Yarı Ders Programı İndir Online platformlar her zaman güvenli mi? Lise nakil işlemleri ne zaman bitecek? Özel öğrenci etüt eğitim merkezlerinin dönüşümü nasıl olacak? Anaokulu ve ilkokul 1. Çocuğunuzun ilkokuluna mı yoksa anaokuluna mı kayıtlı olduğunu öğrenmeniz çok basit. E okul üzerinden ilkokul 1. Sistem üzerinden sorgulama haziran ayından sonra yapılabilecek. Yine de yaşlara göre okula başlama tablosuna bakarak 1. Bu sene teogun kaldırılmasının ardından liselere yerleşmek için isteyen öğrenciler sınava girecek isteyenler ise okul diploma puanlarına göre adresine en yakıl liseleri seçerek kayıt olacaklar.

Lise öğrencileri de kayıtlarını eokul üzerinden sorgulayarak öğrenebilecekler…. Yukarıdaki linklerle e okul kayıt sorgulama yapabilir, adrese okul sorgulayarak hangi okula kayıtlı olduğunu öğrenebilirsiniz…. Merhabalar çocugum zorunlu egitimde mart dogumlu hanği okula kayıt yaptıracağımı e okul sisteminden nasıl öğrenebilirim bunun için ne yapmam gerekiyor e devlet şifresi ilen bakabiliyormuyuz. Henüz açılmadı ilkokul kayıt sayfası temmuzda açılır o zaman sadece Tc no ile girerek öğrenebilirsiniz. Henüz ilkokul kayıt sorgulama sistemi açılmadı temmuzda açılır o zaman sadece Tc no ile öğrenebilirsiniz.

Bazı okullarda kayıtlar başladı burda. Bu nasıl iş ya. Bu ne biçim bi sistem kot numarası isteniyor ama numara yok meydanda millet nasıl bakacak çocuğunun hangi okula gideceğine. Save my name, email, and website in this browser for the next time I comment. E-Okul Veli Öğrenci Giriş. İlgili Haberler Yazarın Diğer İçerikleri. Çanakkale Şiirleri 2 Kıtalık. Yorumu Cevapla. Öğrenci numarası istiyo okula gitmeyen çocugun okul numarasımı olur.

Evet ben de aynı sorunu yaşıyorum. Çocuk daha 1. Bazı okullar çocukları okul saatleri içerisinde bilgisayar, resim, beden eğitimi ve müzik gibi derslerden alarak eğitim desteğinde bulunmaktadır. Ancak bu dersler çocuğun rahatlayabileceği ve başarı gösterme imkanı bulabilecekleri dersler oldukları için çocukların bu derslerden alınmaları onları olumsuz yönde etkilemektedir. Tüm bu durumlar dikkate alındığında uzmanlar tarafından önerilen özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların okul dışında eğitim desteği almasıdır.

Eğitim öğrenme güçlüğündeki en önemli ve etkili tedavi yöntemidir. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar akranlarıyla aynı anda ve aynı düzeyde belirlenen hedeflere ve kazanımlara ulaşamayabilirler. Bu nedenle öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar okul eğitimi dışında destek eğitimine ihtiyaç duyarlar. Okul dışında verilen bu destek eğitimi okulda verilen eğitimden farklı olduğu ve ülkemizde yalnızca öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar için özel bir okul bulunmadığı için bu çocuklar dışarıdan destek eğitimi alırlarken aynı zamanda normal bir okulda eğitimlerine devam etmelidir.

Disleksili çocukların eğitimlerinde önemli ola işitsel, dokunma, görsel gibi algıların geliştirilmesi, dikkat sürelerinin arttırılması, belleğin kuvvetlendirilmesi ve motor becerilerinin geliştirilmesidir. Bu sebeple destek eğitim programı bu becerilerin kazandırılması ya da geliştirilmesi için gerekli olan eğitim metodlarını ve etkinliklerini içerir.

Aynı zamanda destek eğitim programında okuma, yazma, dinleme, konuşma becerilerinin ve düşünme süreçlerinin gelişimlerinin desteklenmesi de yer almaktadır. Dislektik çocukların eğitimi dışarıdan bir destek eğitim programı ile desteklenirken disleksinin duygusal ve sosyal gelişim alanlarına olumsuz etkileri ise bir uzman kontrolünde gerçekleşen psikolojik yardım ile takip edilmelidir.

Ayrıca öğrenme güçlüğü eğitimi süresince aile desteği ve ilgisi büyük önem taşır. Dislektik bireyler okuma, yazma ve matematik becerilerinde sorun yaşadıkları için okul müfredatına göre öğrenmekte ve müfredatı takip etmekte sorun yaşarlar. Bu durum akademik başarılarının düşmesine; özgüven problemlerine neden olabilir. Dislektik birey bunun sonucu olarak okuldan kaçınma, okula gitmek istememe gibi davranışsal tepkiler sergileyebilir.

Tüm bu tepkiler okul fobisi olarak adlandırılmaktadır. Okul fobisi dislektik çocuklar için eğitim hayatının her döneminde görülebilir. Ödevi yapamama,ödevi yetiştirememe, sınıfta mahcup olabileceği hissi, çarpım tablosunu ezberleyememe, yavaş okuma, okuyamama, kendini ifade etmekte güçlük ve öğretmenin kendisini uyaracağı korkusu gibi sebepler eğer müdahale edilmezse okul fobisinin disleksili bireylerde devamlılık göstermesine neden olabilir. Disleksinin ilaçla tedavisi yoktur ve zamanla geçen ya da tamamen iyileştirilebilen bir durum değildir. Tedavi dislektik bireyin içerisinde bulunduğu gelişim dönemi özellikleri dikkate alınarak hazırlanan bireysel eğitim programı ve özel eğitim desteği ile sağlanır.

Bu süreç içerisinde bireyin eğitim hayatında yaşayabileceği problemler en aza indirilebilmektedir. Birey alınan bu destekler ile disleksi semptomlarını tolere edebilir ve hem sosyal hem de akademik hayata adaptasyonu kolaylaşır. Dislektik bireylerin öğrenme stilleri diğer bireylerden farklı olduğu için okul müfredatına göre konuları takip etmeleri ve öğrenmeleri zordur.

Bu nedenle uzmanlar mutlaka bireysel eğitim desteği alınmasını önermektedir. İlkokula başlayan bir çocuktan beklenen, okuma ve yazma becerisini kazanmasıdır. Çocuk beklenenin aksine okuma yazma becerisini akranlarıyla aynı dönem de kazanamıyorsa bu öğrenme sorunlarının habercisi olabilir. Öğrenme sorunlarının zeka geriliği, görsel-işitsel problemler, ruhsal sorunlar, sosyo-kültürel yetersizlikler, nörolojik özürler, aile içi çatışmalar, düşük motivasyon, okul ya da öğretmenle ilgili problemler gibi birçok nedeni olabilir. Bu nedenlerin dışında ortaya çıkan öğrenme sorunu ise öğrenme güçlüğü olarak adlandırılır.

Öğrenme güçlüğü zeka düzeyi normal veya normalin üzerinde olan çocukların beklenilenin altında akademik beceriler göstermesi ve potansiyellerinin altında başarı sergilemeleri olarak tanımlanabilir. Öğrenme güçlüğü diğer öğrenme sorunlarının aksine herhangi bir duyusal, nörolojik, ruhsal, fiziksel problem olmaksızın; okuma, yazma, matematik, kendini ifade edebilme, oryantasyon gibi alanların birinde ya da birden fazlasında güçlük yaşanması durumudur.

Zihinsel bir problem olmadığı halde sayı ve sembolleri kavrama, matematiksel işlemleri gerçekleştirme ve ilişkilendirmede güçlüğe neden olan öğrenme güçlüğünün bir türüdür. Disleksili çocuklar zeka düzeyleri normal ya da normalin üzerinde olmasına rağmen içerisine bulundukları dönem ve akranlarının seviyesi göz önüne alındığında kendilerinden beklenen performansın oldukça altında başarı göstermektedirler. Bunun nedeni bu çocukların öğrenme stillerinin farklı olması ve okullardaki eğitim sistemin bu çocuklar için yetersiz kalmasıdır.

Okuma, yazma, matematik becerilerinde güçlük çeken bu çocuklar için özel eğitim hizmetleri vasıtasıyla bireysel eğitim programları hazırlanmalı ve uzmanlar tarafından psiko-eğitim desteği sağlanmalıdır. Unutmamak gerekir ki disleksi ilaçla tedavisi olan bir sorun değildir. Akademik becerilerde zorluk çeken bu çocuklar için tedavi yöntemi bu çocukları akademik ve psikolojik olarak desteklemektir. Böylece çocuklar psiko-eğitsel tedavi ile disleksi belirtilerine rağmen eğitim hayatlarına adapte olabilir ve akademik başarıya ulaşabilirler.

Dil gelişimindeki güçlüklerde olduğu gibi dislekside de dili anlama, ifade etme, kullanma ve sözcük bulma sorunları kendisini gösterir. Okul öncesi dönemde dil gelişiminde sorun yaşayan çocukların pek çoğu okul çağında disleksi tanısı almaktadır. Bu çocuklar yaşadıkları dil sorunları ve beraberinde disleksi nedeniyle okuduğunu anlamada dinlediğini ise kavramada güçlük yaşarlar. Bu nedenle derslerin çoğunda başarısız olma oranları yüksektir. Disleksi tanısı konulmuş çocuklar okuma, yazmada güçlük çektikleri için başarısızlık duygusuyla çok fazla karşılaşan ve buna bağlı olarak da kendileriyle ilgili olumlu algı geliştiremeyip özgüven problemleri yaşayan çocuklardır.

Kendileriyle ilgili olumsuz algılar geliştirmemelerinin ve özgüvenlerini kaybetmemelerinin önüne geçilmesi gerekir ve bunun için de ilk müdahale edilmesi gereken yer okuldur. Disleksili çocuklara farklı sınıf ya da okul açmak ne kadar zor ise okul müfredatını ve kurallarını onlara uygun hale getirmek aslında bir o kadar da kolaydır. Disleksili çocukları sınıfa kazandırmak için ilk olarak sınıf ortamının aydınlık düzenli ve çocuğun görme duyusuna hitap edecek şekilde düzenlenmesi gerekir.

Bu öğrenciler ön sıralara ya da ön sıralara yakın yerlere ve anlayamadıkları yerleri sorabileceği bir öğrencinin yanına oturtulmalıdır. Ayrıca derslere göre oturma düzeni değiştirilmemelidir. Disleksili öğrencilerin sınıfa kazandırılmasında bir diğer önemli nokta ise  öğretmenlerin tutumlarıdır. Öğretmenler bu öğrencileri eleştirmemeli, hatalarını yüzlerine vurmamalıdır çünkü bu davranış stilleri öğrencinin motivasyonunu düşürür ve onu sınıf ortamından uzaklaştırabilir. Bu nedenle öğretmenler daha motive edici ve olumlu söylevlerle öğrenciyi desteklemelidir.

Öğretmenini seven öğrenci dersi de sever ve derslere de katılımı yüksek olur. Öğretmen ayrıca dersi anlatırken disleksili öğrencileri de dikkate alarak cümlelerini daha kısa ve net olarak kurmalıdır. Böylece disleksili çocuklar güç durumda kalmazlar. Bu öğrencilere ders sırasında not tutturmak ise yanlış bir uygulama olabilir çünkü öğrenciler yazarken zorluk çekeceği için geride kalır ve dersi takip edemezler.

Öğretmen bu nedenle bu öğrencilere dersin özetini içeren çıktılar verebilir. Öğrencinin yaptığı yazım yanlışlarında ise öğretmen yanlışları tespit edip doğrusunu göstererek çocuğun nerede yanlış yaptığını fark etmesini sağlayabilir. Disleksili öğrencilerin  sınav uygulamalarında da bazı değişiklikler yapılmalıdır. Çocukların sınav arasında mola vermelerine izin verilebilir ve sınavda ek süre tanınabilir. Öğrenme güçlüğünün tedavisi, çocuğun psikolojik ve eğitsel olarak desteklendiği bir özel eğitim hizmetidir.

Bu hizmet bireysel olarak gerçekleştirilir. Bu nedenle erken tanı tedavide büyük bir önem arz eder. Öğrenme güçlüğü türlerinin her biri için tanı konulması dikkat ve uzmanlık gerektiren bir değerlendirme sürecini içerir. Tıbbı değerlendirme, herhangi bir patolojik durum olup olmadığını belirlemek için yapılan; kulak-burun-boğaz, nöroloji, göz hekimleri ve çocuk psikiyatristerinin muayenelerini içerir. Aynı zamanda tıbbi değerlendirme ile psikiyatristler tarafından çocukta öğrenme güçlüğü semptomları tespit edilmiş ise öğrenme güçlüğü tıbbi tanısı konulur.

Bu tanı ile çocuk eğitim hayatı içerisinde bazı yasal haklara sahip olur. Psiko-eğitsel değerlendirme, gelişim özelliklerinin, zeka düzeyinin, görsel-işitsel algının, okuma-yazma-matematik becerilerinin değerlendirilmesini kapsar. Bu değerlendirme ile disleksi semptomlarının ne oranda seyrettiği ve disleksinin şiddeti belirlenerek; değerlendirme sonucu çocuğun akademik olarak yetersiz olduğu alanlar tespit edilmiş olup bu alanları desteklemeye, çocuğu akranlarının düzeyine ulaştırmaya yönelik bireysel bir eğitim destek program hazırlanır. Psiko-eğitsel değerlendirme sürecinde aile ile görüşme, anamnez alma, gözlem yapma ve ihtiyaç duyulur ise bazı bireysel test ya da ölçeklerden yararlanılır.

Bu iki test öğrenme güçlüğü tanılama sürecinde yardımcı testlerdir. Ancak bilimsel olarak bakıldığında ve literatürler incelendiğinde yalnızca öğrenme güçlüğü tanısı koymak için geliştirilmiş bir test yoktur.

E-Okul kayıt sorgulama 12222: Okul kayıtları ne zaman? Çocuğum hangi okula gidecek? e Okul Giriş!

Yukarıda adı geçen testler öğrenme güçlüğü tanı sürecinde sonucu desteklemek için ihtiyaç duyulursa başvurulan testlerdir. Hiçbiri tanılama için tek başına yeterli değildir. Okuma hızı her çocukta farklı şekilde gelişir. Bu nedenle çeşitli çalışmalar okuma hızını arttırılabilse de her çocuğun aynı okuma hızına sahip olacağını düşünmek yanlış olur. Çocuğunun okuma hızının yavaş olduğunu düşünen aileler çocuğu diğer çocuklarla karşılaştırmamalıdır. Çocuk sınıfındaki veya yaşıtındaki diğer çocuklarla kıyaslandığında hem motivasyonu düşerek kendine güveni azalır hem de bu durum eğer bir sorundan kaynaklanmıyorsa çocuğun gereksiz yere kaygılanmasına neden olur.

Öncelikle okuma hızındaki yavaşlığın nedenini anlamak için bu durumun bir rahatsızlıktan mı yoksa okumaya ayrılan zaman yetersizliğinden okuma becerisinin pekiştirilmemesinden mi mi kaynaklandığının tespit edilmesi gerekir.

Bu aşamada ebeveynler çocuğun sınıf öğretmenin de görüşlerini almalı ve rehberlik servisiyle iletişim halinde olmalıdır. Eğer okumadaki yavaşlığın bir sorundan kaynaklandığı düşünülüyorsa uzmana başvurulmalıdır. Disleksi özel öğreme güçlüğü tanısı okumada ve okuma hızında problemlere neden olur. Eğer çocuğa disleksi tanısı konmuşsa okulda aldığı eğitim çocuk için yeterli gelmeyebilir. Ailelere önerilen çocuğun eğitiminin dışardan uzman yardımıyla desteklenmesidir. Disleksi çeşitli alanlardaki aksaklıkların bir sonucudur.

Disleksisi olan, okumada güçlük çeken çocuklarda bu aksaklıkların hepsine rastlanamayabileceği gibi birden fazlası da gözlemlenebilir. Bu aksaklıklar;. Disleksi zeka düzeyi normal ya da normalin üzerinde olan çocuğun herhangi bir gelişimsel ve bilişsel problemi olmaksızın; okuma, okuduğunu anlama, okuma hızında sorun yaşaması olarak tanımlanır. Disgrafi ise çocuğun kronolojik yaşı, zeka düzeyi ve yaşına uygun olarak aldığı eğitim dikkate alındığında yazma becerilerinin beklenenin altında olması ve yazmada güçlük yaşanması olarak tanımlanır.

Öğrenme güçlüğü türleri olan disleksi ve disgrafi arasındaki ayırıcı tanı kriteri dislekside okuma becerisinde ; disgrafide ise yazma becerisinde güçlük yaşanmasıdır. Ancak iki alanında birbirine etkisi olabilir. Bu durumda bir çocukta hem disleksi hem de disgrafi gözlemlenebilir.

Disleksi tanısı genellikle çocukların okula başladığı ilk yıllarda konulur. Bunun sebebi disleksi semptomlarının çocukların eğitim hayatı ile birlikte daha aktif bir şekilde gözlemlenmesidir. Ancak bazı durumlarda çocuklar dikkatli bir şekilde takip edildiklerinde ve yaptıkları ya da yapamadıkları davranış örüntüleri incelendiğinde okulöncesi dönemde de disleksi tanısı koyulabilmektedir. Çocuklarda gelişimsel ya da bilişsel bir problem olmadığı halde; konuşmanın gecikmesi, kelimelerin olduğundan farklı söylenmesi, sağ-sol yön kavramlarında karışıklıklar yaşanması gibi durumlar disleksi semptomları olabilir.

İlkokul döneminde ise okuma yazmada güçlük yaşanması, harflerin birbirine karıştırılması en sık görülen disleksi belirtileridir. Çocukluk ve ergenlik döneminde görülebildiği gibi yetişkinlik döneminde de disleksi semptomları gözlenebilir. Disleksi tedavi sürecinde ise erken teşhis oldukça önem arz eder. Çünkü teşhis ne kadar erken konulursa kısa zamanda daha fazla yol kat edilecektir.

Bu noktada ailelere ve sınıf öğretmenlerine büyük bir sorumluluk düşmektedir. Öğrenme güçlüğü tanısının konulması dikkat ve uzmanlık gerektiren bir değerlendirmeyi içerir. Değerlendirmede çocuğun ailesi ile çocukla ve gerekli durumlarda çocuğun öğretmenleri ile görüşmeler gerçekleştirilir. Uzmanın farklı alanlarda sorun olabileceğine yönelik şüphesi varsa gerekli yönlendirmeler yapılır ve çeşitli testler uygulanır.

sponsorlu bağlantılar

Değerlendirme süreci gelişim özelliklerinin, zekanın, görsel-işitsel algının, davranış, okuma-yazma, matematik becerilerinin değerlendirilmesini içerir. Dislektik bireyler dinleme, sosyal beceri, mekânsal algı, bellek gibi alanlarda da sorun yaşarlar. Fakat bireyin bulunduğu ortamın gürültülü olması verilen mesajlara odankanmayı ve seçici olmayı zorlaştırabilir. Örnek olarak gürültülü bir sınıf ortamında dislektik bireyin öğretmeni takip etmekte zorlanması gösterilebilir. Bu alanda problem yaşanmasına neden olan faktörlerin başında uygun sosyal becerileri sergileyememek gelir.

Akademik başarının düşük olmasıyla beraber bireyler özgüven kaybı yaşar ve gerekli sosyal becerileri göstermekte çekinik kalırlar. Bazı durumlarda ise; özellikle disleksiye başka sorunlarda eşlik ediyorsa birey gerekli sosyal becerilere sahip olmayabilir.

Bu gibi durumlar dislektik bireylerin yeni arkadaşlar edinmemesine veya grup etkinliklerinden kaçınmalarına sebep olabilir. Aynı zamanda dislektik bireyler verilen mesajları yorumla konusunda da sıkıntı yaşayabilirler. Örneğin; şakayı yada alaycı davranışların arasındaki farkı çözmekte zorluk yaşayabilirler. Bunlara sol-sağ kavramlarını ve yer-yön bilgilerini karıştırmak örnek verilebilir. Bu nedenle okuma bitiminde cümlenin ya da metnin başını hatırlamakta sorun yaşanabilir. Bu durum okuduğunu anlamayı zorlaştırır.

Disgrafi tanısında sorunun çözümüne yönelik seslerin doğru çıkarılmasını içeren özel eğitim çalışmaları yapılır ve bireysel eğitim desteği sağlanır. Bu tedavi yöntemlerinin uygulanmasıyla büyük oranda iyileşme sağlanabilmektedir. Fakat tedavinin başarılı olabilmesi için erken tanı çok önemli bir faktördür. Bu nedenle eğer çocuğunuzun yazma, heceleme gibi alanlarda problem yaşadığını gözlemliyorsanız zaman kaybetmeden bir uzmana danışmanız önerilir.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklar stres ve stresle başa çıkma becerilerinde zorluk yaşarlar. ÖÖG tanısı almış çocuklar diğer çocuklara göre daha fazla strese maruz kaldıkları için bu durum onların daha gergin ve kaygı düzeylerinin ise daha yüksek olmasına neden olur. Bu çocuklar akran ilişkilerinde ve ebeveynlerinin beklentilerini gerçekleştirme de sıkıntı yaşarlar. Ailelerin gerçekçi olmayan beklentileri bu çocuklar üzerinde, baskı, çatışmaya neden olup anksiyete seviyesinde de artış yaratır.


  • Çocuğum Hangi Okula Gidecek - E-Okul Veli Öğrenci Giriş?
  • Çocuğum hangi okula gidecek? E-Okul sorgulama sayfası?
  • internet explorer 11 geçmişi görüntüleme.
  • E-Kayıt Sorgulama | E Okul Sorgulama,E Kayıt;

Yapılan çalışmalarda bu durumlardan birine ya da daha fazlasına maruz kalan çocukların diğer çocuklara kıyasla stresle baş edebilme mekanizmalarının yetersiz kaldığı görülmüş ve stres durumunda öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların verdikleri tepkiler şu şekilde sıralanmıştır Berkowitz, : 1 Akademik performansta ani düşüş veya çıkışlar, 2 Tutumlarda önemli değişiklikler, 3 İçe çekilme veya patlama, 4 Davranışlarda aşırı hareketlilik veya yavaşlama, 5 Bitkinlik ve belirsiz hastalıkla ilgili şikayetler, 6 Uykuyla İlgili problemler, 7 Baş ağrısı veya mide problemleri, 8 İlerleyen gelişim dönemlerinde alkol, ilaç vb madde kullanımı, 9 Alerjik veya astımatik ataklarda artış, 10 Çeşitli nedenlerle okul veya sınavla ilgili ortamlardan kaçış, 11 Yemek veya iştahla ilgili sorunlar, 12 Antisosyal eğilim veya davranışlar.

Ebeveynler çocuklarının akıcı okuyabilmelerine yardımcı olabilmek için çocuklarını dikkat-konsantrasyon fonem farkındalığı, kelime haznesi gibi konuların işlendiği destek eğitim programlarına yönlendirmekle işe başlamalıdır. Ayrıca bu süreçte ebeveynler evdeki çalışmalarda da birkaç basit ve eğlenceli etkinliklerle eşli okuma, koro okuma gibi akıcı okumada çocuklarına destek olabilirler. Çocuğa disleksi tanısı konulmuş olması çocukta zeka geriliği olduğu anlamına gelmez.

Tam aksine, disleksi tanısının konulması için zeka düzeyinin normal ya da normal üzeri olması şartı vardır. Disleksili çocukların genel olarak okul başarıları düşüktür. Ancak buradaki ana sorun çocuğun anlayamaması değil akademik hayatında okuma ve yazma da güçlük çekmesidir. Bazı dislektik çocuklar matematikte iyiyken, bazıları ise matematiğin bazı alanlarında zorluk yaşamaktadır. Matematik becerileri zayıf olan disleksili çocuklar için işleme başlamadan önce artı, toplama, çıkarma, gibi matematiksel işlemlerin iyice açıklanması gerekmektedir. Uyku her çocuk için önemlidir.

Disleksi tanısı konmuş çocuklar ise gün içerisinde okuma, yazma ve okuduğunu anlama gibi becerileri yerine getirebilmek amacıyla daha fazla çaba harcadıkları için belirli bir uyku düzenlerinin olması gerekir çünkü uyku gün içerisinde öğrenilenlerin pekiştirilmesine yardımcı olur ve öğrenmelerin daha kalıcı olmasını sağlar. Bu nedenle ebeveynlere çocukları yatmadan önce onlarla o gün ki öğrendiklerini tekrar etmeleri önerilir. Disleksi tanısı konmuş Çocuklar okuma ve yazma gibi becerilerde güçlük yaşarlar. Disleksili çocuklar bu sorunların üstesinden gelebilmek için diğer çocuklardan daha fazla çaba göstermek zorundadırlar.

Erken yaşlarda zorluklarla başa çıkmak zorunda kalan çocuklar sorunlarının üstüne gitmeyi öğrenir. Sorunlara farklı bakış açıları geliştirerek, eksikliklerini tamamlamak için yeni yöntemler bulmayı öğrenirler. Yaratıcı çözümler bulmak, çocukları sorunlarını yenme konusunda geliştirir.

Genel olarak disleksi belirtileri ilkokul döneminde fark edilir ve tanı yaşlarında konulur ancak ebeveynler iyi birer gözlemciyseler okulöncesi dönemde de disleksi tanısının konulması mümkündür. Okulöncesi dönemde disleksi belirtileri konuşmada gecikme, rutin işleri yapamama, ayakkabılarını ters giyme, benzerlikleri fark edememe, sayıları sırayla öğrenememe ve renkleri karıştırma şeklinde görülür.

Tüm bunlarla birlikte yetişkinlerde disleksi tanısı alabilir. Disleksi kendiliğinden ve yaş ilerleyince kaybolmaz. Çocuklukta müdahale edilmediği takdirde yetişkinlikte de yavaş okuma ve güç okuma şeklinde kendini gösterebilir. Bu nedenle disleksi de erken teşhis önemlidir. Disleksi küçük yaşlarda üzerinde durulması gereken bir durumdur. Okul içerisinde disleksi tanısı almış raporlu çocukların birtakım kısıtlı hakları söz konusudur, bunlar;.

Yapılan araştırmalarda özel öğrenme güçlüğü olan çocukların akranlarıyla aynı ödevi yerine getirebilmek için, beyinlerini daha fazla çalıştırdıkları ve daha fazla çaba gösterdikleri gözlemlenmiştir. Öncelikle çocuğun ilgi alanına uyan, çocuğu sıkmayacak konuları işleyen kitaplar seçmeye dikkat edilmelidir. Yazının boyutu ne çok büyük ne de çok küçük olmalıdır. Kitapta zor kelimeler ve uzun cümleler yer almamalıdır.

Ayrıca çocuğun olayı zihninde daha iyi canlandırabilmesi için resimli kitaplar tercih edilmelidir. Özel öğrenme güçlükleri biyolojik temelli olmasına rağmen psikolojik ve duygusal etkileri de oldukça fazladır. Yapılan araştırmalar, okul öncesi dönemde okuma güçlüğü olabileceği düşünülen çocukların mutlu ve uyumlu bir profile sahip olduğunu ancak okuma evresine geldiklerinde duygusal ve psikolojik problemler yaşandığını göstermektedir. Bu durumun sebepleri çocuğun yaşadığı öfke, hayal,kırıklığı ve kaygıdır. Bu duyguların dışa vurumu ise çocuğun sosyal çevresine karşı olacaktır.

Çocuk her yanlış yaptığında ya da bir metni okuyamadığında başarısızlık hissi pekişip özgüven kaybı ve değersizlik hissi artacaktır. Bu nedenle disleksi semptomlarının çocuğun psikolojisi üzerindeki etkisine ve yaşanan özgüven kaybına yönelik psikolojik yardım alınması uzmanlar tarafından önerilir. Eğitim ortamı psikolojik ve sosyal olarak yapılacak etkinliklere uygun olarak düzenlenmelidir.

Ülkemizde yalnızca disleksili çocuklar için eğitim veren bir okul bulunmamaktadır. Bu nedenle ebeveynler önce cocuklarını devlet okuluna mı özel okula mı gönderecekleri konusunda seçim yapmalıdır. Bu seçim sırasında sınıfların çok kalabalık olmamasına dikkat etmeleri, okulun rehberlik servisinin çalışmalarını incelemeleri önemlidir. Unutulmaması gerekir ki okullarda verilen eğitim bu çocuklar için yeterli olmaz bu nedenle uzmanlar tarafından önerilen okul dışında bireysel eğitim desteği de alınmasıdır.

Disleksili çocuğuna yardımcı olmak için ebeveynler her çocuğun farklı olduğunu ve her yöntemin her çocuk için uygun olmayabileceğini göz önünde bulundurmalı ve çocuğa en uygun olanı bulmalıdır.

Çocuğum hangi okula gidecek? - Kayıt sorgulama e-OKUL

Bunun için;. Örneğin, 6 yerine 9, 9 yerine 6 diyebilirler. Sağ ve sol kavramlarını öğrenmede zorluk yaşarlar. Örneğin, at yerine ta ya da ve yerine ev gibi. Özel öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar derslerinde güçlük çekme ve başarısız olma gibi akademik sorunlar yaşarlar. Ailelerin çocuklarının yaşadıkları bu sorunların nedeni anlamaya ve çözümü aramaya yönelik başvurduğu uzman tarafından sorun yaşayan çocuk öğrenme bozukluğu açısından değerlendirmeye alınır.

Uygulanan testlerle çocuğun zeka düzeyi, yeteneklerinin dağılımı, görsel ve işitsel algı seviyesi incelenip, belirlenerek tanı konulur. Tanı konulduktan sonra özel öğrenme güçlüğü tanısı almış çocukların okulda yaşayabileceği sorunları en aza indirebilmek ve uyumunu sağlayabilmek için çocuğa bireysel eğitim programı hazırlanmalı ve özel eğitim desteği sağlanmalıdır. Tanı alan çocukların öğrenmeleri değerlendirmelerden elde edilen sonuçlarla oluşturulan özel eğitim programlarıyla ve psikolojik destek ile uygulanan eğitsel terapiyle gerçekleşmektedir.

Terapinin birinci ilkesi ise sorunla ilgili olarak öncelikle aileyi bilgilendirmek ve okulla işbirliği sağlamaktır. Disleksi hakkında onların da daha fazla bilgi sahibi olmasını sağlayabilirsiniz. Böylece öğretmen buluşmalarının daha verimli ve çözüm odaklı olmasını sağlayabilirsiniz. Bu farkındalık hem okulda hem de okul dışı hayatında disleksisi açısından daha pozitif hareket etmesini de sağlayabilir. Özel öğrenme güçlüğü olan çocukların sosyal hayatları incelendiğinde, çoğunun arkadaşlık ilişkilerini başlatma ve sürdürme konusunda sıkıntı yaşadıklarını gözlemleriz.

Mecaz ve deyimleri anlamada, yüz ifadelerini ve beden dilini okumada güçlük çekerler. Bu nedenle sınıf ortamında alay edilen, lakap takılan ve dışlanan çocuk haline gelebilirler. Bu çocuklar genelde  kendini ve duygularını ifade etmekte zorlanırlar. Kendilerinin farklı olduklarını hissederler. İletişim kurmaya çalışırken bazen dürüst olmak adına kendini ifade ediş tarzı karşı tarafa hoş ya da doğru gelmeyebilir.

Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü davranış, akademik ve sosyal-duygusal alanlarda güçlüklere neden olan gelişimsel bir problemdir. Sözel öğrenme güçlüğü olan çocuk okul ortamında çeşitli zorluklarla karşılaşır. Okul ortamı karmaşık ve sürekli değişken bir yapıya sahip olduğu için öğrenciler sürekli olarak çeşitli uyaranlarla karşı karşıyadır ve onlardan ortamlara uygun davranışlar göstermeleri, karmaşık sosyal etkileşimlerde bulunmaları beklenirken aynı zamanda akademik beceri sergilemeleri istenir. Bu beklentiler herhangi bir çocuk için yorucu olabilirken öğrenme güçlüğü olan bir çocuk için daha yıpratıcıdır.

Ebeveynler, sınıf öğretmeni, okul rehberlik servisi ve psikolojik danışmandan oluşan bir ekip bu güçlüğe sahip olan çocuğa bilinçli bir şekilde yaklaşıp uygun erken müdahale ve bireysel eğitim stratejileri planlayabilirlerse, çocukların okula uyum sağlaması kolaylaşır. Okul öncesi dönemde okuma güçlüğü olabileceği şüphesi bulunan çocukların duygusal olarak mutlu ve uyumlu oldukları ancak ilkokula başlanması beraberinde ise okumaya geçilmesi durumunda duygusal sorunlar yaşadıkları gözlemlenmektedir.

Bu duygusal sorunlar çocukta;. Ailenin çocuğu akranlarınla kıyaslama durumu da öfke duygusunu tetikler. Gerçekleştirdiği her girişimde başarısız olacağını düşünen çocukta bu durum tekrarlayan bir döngü halini alır ve başarabileceği düzeyin altında bir performans sergilemesine neden olur. Bu kızgınlık genellikle aile, akran ve öğretmenlere yöneliktir.

Ayrıca çocuk girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını gördüğünde kızgınlık duygusunu kendine de yönlendirebilir. Bazı çocuklarda öfke ve kızgınlık kendisine ve çevreye zarar verici tepkilerde bulunmaya sebep olurken; bazı çocuklarda ise sessizlik ve pasif kalma durumuna neden olabilir. Bunlar depresyon için gerekli altyapıyı oluşturabilir.

Disleksi tanısı almış çocuklar ve aileleri birçok konuda desteğe ihtiyaç duyar. Disleksili çocuklarda öğrenme diğer çocuklara göre daha farklı gerçekleşir. Mevcut eğitim sistemi bu öğrencilere yönelik öğrenme stilleri konusunda yetersiz kalmaktadır. Bu nedenle disleksinin erken dönemde fark edilmesi ve beraberinde bireysel eğitim desteğine başlanması disleksi semptomlarını azaltacak ve çocuğun öğrenmesini olumlu yönde etkileyecektir.

Bireysel eğitim sayesinde çocuk bilişsel, psiko-sosyal ve akademik açıdan desteklenir. Bireysel eğitimle birlikte çocuk öğrenmeye güdülenir ve bu sayede çocuğun öğrenebileceğine ve başarabileceğine inancı artar. Kısacası bireysel eğitim çocuğun okula ve hayata uyumunu kolaylaştırır.

Erken tanı ile bireysel eğitime de erken başlanması farklılıkların güçlüğe dönüşmesini önler. Çevreye karşı farkındalığı, tutarlılığı artırmak ve çevre ile ilgili doğru tutum ve davranışları kazandırmak amacıyla okul öncesi dönem çocuklara yaş grubu yönelik etkinlikler hazırlanmıştır. Yaşam koşulları nedeniyle doğal ortamdan uzak büyüyen çocukların çevresini tanımasının yanında dış çevrede vakit geçirmenin kaygıyı ve stresi azaltması önemli bir noktadır.


  • Okul Öncesi, 1. Sınıf Ve 5. Sınıfa Gidecek Çocuğunuzun Kaydı Hangi Okulda (Tıkla Öğren).
  • kreş öğrenci takip programı.
  • Çocuğum hangi okula gidecek? 12222 - 2020 Kayıt sorgulama e-OKUL.
  • kendi telefonu takip?
  • İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR.
  • facebook şifre kırmak mümkün mü;
  • Eğitim Yılında Çocuğum Hangi Okula Kayıt Olacak?.

Etkinlik Adı: Dur Canlı! Nereye Gidiyorsun? Etkinlik İçeriği: Etkinliğin kazanımları çocukların, canlıları yaşadıkları yerlere göre sınıflandırması, canlıları tanımasıdır. Kullanılacak materyaller ise renkli kartonlar, yapıştırıcı, makas, kahverengi örtü, çocuk sayısı kadar hayvan resmi, hareketli müzik. Uygulama aşamasına gelindiğinde ise çocuklar 3 gruba ayrılır her gruba üzerine daireler çizilmiş mavi, yeşil ve kahverengi kartonlar ve makas verilir. Çocuklara renklerin isimleri ve çevrelerinde bu renkte olan canlı, cansız varlıkların isimleri sorulur sonrasında daireleri kesmeleri istenir.

Sonrasında evden getirdikleri hayvan resimlerini tek tek tanıtırlar ve bu hayvanlar hakkında konuşurlar ve her bir çocuğa bir hayvan resmi verilir. Daireler renklerine göre ayrılıp sınıfın köşelerine koyulur. Öğrencilerden müzik başladığında dans etmelerini müzik durduğunda ise ellerindeki canlıyı yaşadığı toprak, su, orman yeri gösteren kartona yerleştirmelerini istenir. Aynı uygulama çocukların getirdiği hayvan resimleriyle de yapılır. Etkinlik Adı: Bitki Müzesi Etkinlik İçeriği: Etkinliğin kazanımları çocukların bitkileri tanımalarını, duygu ve düşüncelerini farklı şekilde ifade etmelerini ve işbirlikçi çalışmayı içerir.

Uygulama aşamasında ise çocuklar 3 kişilik gruplara ayrılır. İki kişi malzeme bir kişi heykeltıraş olacaktır. Heykeltıraş iki arkadaşıyla bir bitki oluşturacaktır. Çalışma bittikten sonra her bitki incelenip bitkilerin özellikleri hakkında konuşulur. Roller değiştirilerek etkinliğe devam edilir.

Materyaller ise torba, hayvan ve bitki resimleri, artık materyaller, makas, yapıştırıcıdır. Uygulama sırasına gelindiğinde ise torbaya hayvan ve bitki resimleri atılır ve öğrencilerden kimseye göstermeden iki resim çekmeleri istenir. Çocuklar bir çember oluşturur ve öğretmen bu çemberin içine elinde mendil ve torbayla gelir. Torbadan bir resim çeker ve bu resmi ipuçlarıyla anlatır.

Dalları vardır. Elinde ağaç resmi olan çocuklar mendile koşar ve ilk kapan çocuk çemberin etrafında bir tur döner ve mendili öğretmenine getirir. Oyun bu şekilde devam eder. Oyunun ardından çocuklar seçtikleri resimlerdeki hayvan ve bitkileri artık materyallerle oluştururlar. Öğrenme güçlüğü sebebiyle arkadaşları tarafından dışlanan ve zekası ile ilgili sorunları olduğu için anlamadığı, derslerinin kötü olduğu düşünülen 3.

Sınıf öğrencisi üzerinde yapılan bir çalışmadır. Öğrencinin okuma yazma bilmediği ve toplama ve çıkarma işleminde sınıf düzeyinin altında olduğu bildirilmektedir. Çalışma öncesinde öğrencinin toplama çıkarma işlemi için temel beceriler olan; sayıların basamak değerleri, büyüklük küçüklük kavramı, yazılışı ve okunuşu sorulmuştur. Tek basamaklı sayılarda bir problem görülmezken çift basamaklı sayıların büyüklük küçüklük sıralamasında ve üç basamaklı sayıların okunuşu ve yazılışında başarısızlıklar görülmüştür.

Öncelikle basamak değeri kavramı öğretilmiştir. Sonrasında ise toplama, ekleme kavramlarını iyi anlayabilmesi için abaküs gibi materyaller kullanılmıştır. Matematik problemlerini çözmede kullanılan stratejilerden uzun süreli hafızayı kullanmayı gerektiren ve eldeki sayıyı akılda tutarak sonuca ulaşmayı sağlayan strateji kullanarak öğrenciye toplama işlemi öğretilmiştir.

Bahsedilen strateji büyük sayının üzerine küçük sayının eklenmesiyle yapılan toplamayı içermektedir. Öğrenciye büyük sayının ağır ve büyük olması sebebiyle elimizde tutamayacağımız dolayısıyla cebimize koyduğumuz, küçük olan sayıyı elimize alıp büyük olan sayının üstüne saydığımız söylenmektedir. Toplama işlemi öğretiminin ilk aşamasında somut nesnelerle toplama işlemini kavraması sağlanmış, sonrasında parmaklarını kullanarak büyük sayının üzerine küçük sayıyı saydırma yöntemi kullanılmıştır. Çıkarma işleminin kavratılmasında ise yine somut materyaller ve görsellerden yararlanılmıştır.

Bunun için öğrenciye toplama işleminde bir kızın sepetine çiçekleri toplayarak artırması anlatılırken, çıkarma işleminde de aynı kızın sepetinden topladığı çiçeklerin tekrar yerine koymasına benzetme yapılmıştır. Küçük sayıdan büyük sayının çıkarılmasının mümkün olmadığını ise iri bir adamın dar bir kapıdan çıkamayacağı benzetilmiştir. Toplama işleminde olduğu gibi çıkarma işleminde de elde-cepte tekniği kullanılarak cebe büyük sayının konularak, eldeki küçük sayının büyük sayıdan geriye doğru sayılarak çıkarılması öğretilmiştir.

Yaşamın erken dönemlerinde belirli rutinlere sahip olanların daha sağlıklı ve davranışlarını düzenlemede daha iyi oldukları belirtilmiştir. Çocuğun gelişimi ile doğrudan ilgili olan aktivite rutinlerinin, disleksi tanısı almış çocukların ev okuryazarlık ortamı ile ilişkisini araştıran çalışmada dislektik çocuğun ebeveyn çalışma ve eğitim durumlarının aktivite rutinlerine etkisi incelenmiştir. Çalışmada çocuğun günlük rutinlerindeki performansını değerlendiren yürütücü işlevler ve aktivite rutinleri ölçeği YİARÖ kullanılmıştır.

Çocuğun günlük rutinindeki performansını değerlendiren; sabah ve akşam, oyun ve serbest zaman son olarak sosyal rutinleri alt boyutlarına sahip ölçeğin sonucunda disleksi tanısı almış olan çocukların aktivite rutinleri puanlarının daha düşük olduğu görülmüştür. Yapılan analizlerin sonucunda anne ve babanın öğrenim ve çalışma durumlarının sabah ve akşam rutinleri, oyun ve serbest zaman rutinleri ve sosyal rutinlerini etkilemediği görülmüştür.

Bunun yanında disleksi tanısı almış çocukların duygu, davranış ve aktivite rutinlerinin düzenlenmesinde önemli rolü olan organizasyon, dürtü kontrolü, zaman yönetimi gibi becerileri içeren yürütücü fonksiyonlarında da problem olduğu görülmüştür. Yürütücü fonksiyon bozukluklarının çeşitli nörogelişimsel bozukluklarda görüldüğü bilinmektedir. Yürütücü fonksiyonlardaki problemlerin akademik becerilerin yanı sıra günlük yaşam rutinini de olumsuz etkilediği görülmektedir. Yürütücü fonksiyonlarında problem görülen disleksi tanısı almış çocukların zaman yönetimiyle ilgili yaşadıkları sorunların günlük yaşam ve rutinlerinde de sorun yarattığı belirtilmiştir.

Dolayısıyla frontal lob ile ilgili olan yürütücü fonksiyonların disleksi tanısı almış çocukların aktivite rutinlerinde yaşadıkları sorunlarından anlaşılabilmektedir. Bozok Tıp Dergisi, 8 3 , Yapılan araştırmalar öğrenme güçlüğünün kalıtsal faktörlerden kaynaklandığını öngörmektedir.

Öğrenme güçlüğü gelişimsel öğrenme güçlüğü ve sonradan kazanılan öğrenme güçlüğü olarak ikiye ayrılmaktadır Gelişimsel öğrenme güçlüğü genetik olarak aktarılan bir durumdur. Sonradan oluşan öğrenme güçlüğü güçlüğü ise kişinin, başına sert bir darbe alması, kaza, felç gibi dış faktörlerden kaynaklanarak kişinin beyninde hasar oluşması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Bunun herhangi bir psikolojik travma, stress, kaygı gibi faktörlerle hiçbir ilgisi yoktur. Öğrenme güçlüğü yaşayan bireylerin çevresinin ve psikolojik durumunun kişiyi etkilediği doğrudur.

Ancak bu sorunun doğrudan sebebi değildir. Çevresel faktörler öğrenme güçlüğünün etkisinin artmasına veya azalmasına yardımcı olabilir. Çocuğu ile daha fazla ilgilenen, onun fiziksel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılayan bir ebeveynin çocuğu öğrenme güçlüğünü, ilgisiz çocuğun ihtiyaçlarını karşılayamayan bir ebeveynin çocuğuna göre daha kolay atlatabilir.

Unutulmamalıdır ki öğrenme güçlüğü her türlü fiziksel, psikolojik ve eğitimsel ihtiyaçlar karşılanmasına ve zka normal veya normal üstü olmasına rağmen öğrenme sürecinde yaşanan güçlüklerdir. Özgül öğrenme güçlüğü tanılı çocuklarda zeka düzeyinin normal olmasına karşılık beklenilen akademik başarının gösterilememesi durumu hem çocuğu hem de beraberinde aileyi stres altında bırakmaktadır. Çocukta görülen özel öğrenme güçlüğünün beraberinde yaşadığı problemlerin asıl nedeninin anlaşılamamasından ötürü çocuk suçlanmakla birlikte aile de çocuğun gelişiminde etkin rol olmadığını düşünerek kendini suçlu hissetmektedir.

Yapılan bazı araştırmalar öğrenme güçlüğü tanısı alan bireylerin sıklıkla ruhsal sorunlar ve davranış bozuklukları problemleri de yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Aldıkları eğitimde zorluk çeken ve çoğu zaman kendini baskı altında hisseden ÖÖG tanılı çocukların aileleri ve öğretmenleriyle ilişkileri bozulmakta, özgüvenleri sarsılmakta ve ikincil ruhsal sorunlar görülebilmektedir.

Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların duygudurumları değişkenlik gösterebilmektedir. Sosyal çevreyle ve akranlarıyla iletişim ve uyum problemleri yaşayabilmektedirler. Kaynak: Erden, G. Türk Psikiyatri Dergisi, 13 1 , Özat, N. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklarda frostig görsel algı eğitim programının etkisi. Yayımlanmış yüksek lisans tezi. Abant İzzet Baysal Üniversitesi, Bolu. Öğrenme güçlüğü genellikle çocuklar 1.

Ancak durumun daha geç fark edildiği durumlarda vardır. Öğrenme güçlüğü ne kadar erken fark edilirse tedavi süresi o kadar kısa olur. Öğrenme güçlüğü olan bireyde en sık görülen belirtiler şunlardır: — İşitsel ve görsel uyaranları anlamlandırmada zorlanma —Saati öğrenme de zorlanma ve zamanı karıştırma -Dikkatini toplamakta zorlanma -El ve göz koordinasyonu gerektiren işlerde zorlanma -Dil sorunları yaşama -Organize olmakta zorlanma -Mantık yürütmede zorlanma.

Dikkat eksikliği ve öğrenme güçlüğünün birbirine eşlik ettiği durumlarda çocuklar genellikle okuma yazma öğrenmekte zorlanırlar. Çok başarılı oldukları derslerde bile soruları yanlış okudukları için veya acele ettikleri için başarısız olurlar. Bu durumda zamanla çocuklarda okula gitmede isteksizlik, derslere karşı ilgisizlik, okul fobisi olarak ortaya çıkabilir.

Böyle bir durumda çocuğu mutlaka bir özel öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği değerlendirmesinden geçirmek gerekmektedir. Öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği bir arada görülüyorsa çocuğa ilaç desteğinin yanında mutlaka bir eğitim desteği de aldırmak gerekmektedir. Bu eğitim desteği alanında uzmanlaşmış kişiler tarafından verilmelidir. Bu eğitimi verenler özel eğitim öğretmenleri veya alanında yetişmiş psikologlar olabilir.

Öğrenme güçlüğü olan çocuklara verilecek eğitim akıcı okuma ve okuduğunu anlamaya yönelik egzersizleri içeriyor olmalıdır. Yaygın adıyla disleksi olan özel öğrenme güçlüğü, sadece okuma, yazma ve matematikte yaşanan zorluklar değildir.

Bunlar en belirgin olarak ortaya çıkan semptomlardır. Öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk okul derslerinde yaşadığı başarısızlığın yanında, yer yön bulma, ince kabar motor gerektiren oyunlar oynamada zorlanma, zamanı yönetememe, kendini ifade ederken zorlanma gibi durumlarla da karşı karşıyadır. Disleksi olan çocuk zaman algısı yeterince gelişmemiştir. Dün, bugün ve yarın gibi kavramları birbirine karıştırmakla birlikte, saatlerin öğrenirken de zorlanmaktadır. Bu yüzden bu zorlukla karşı karşıya kalan öğrenciler ödevlerini asla zamanında bitiremezler.

Yapacakları işleri asla yetiştirmezler. Peki bu durum karşısında neler yapılmalıdır? Öncelikle aile bu gibi belirtiler fark ettiğinde mutlaka bir uzmana başvurmalıdır. Uzman ilgili değerlendirmeleri yapıp çocuğa bir eğitim planı çıkartmalıdır. Zaman becerisi ile ilgili becerileri ilgili uzmanla kazandıktan sonra aile evde çocuğun ödevlerini yaparken zaman yönetimini kazanması için çeşitli çalışmalar yapmalıdır. Mutlaka çocuğun masasında bir saat olmalıdır. Günlük işlerinin planlı olduğu bir saat ve içerisinde görevleri yazılı olmalıdır. Soru çözerken veya ödev yaparken aile tarafından süre tutulup, alarm kurulabilir.

Bu da çocuğun zamana karşı koşullanmasını sağlar. Ancak unutulmamalıdır ki bunları mutlaka bir uzman eşliğinde yapılması gerekmektedir. Öğrenme güçlüğugenellikle akademik yasamda, konuları öğrenirken ortaya cikan bir güçlük olmakla birlikte, motor koordinasyon sorunu olarak da ortaya çıkabilir. Öğrenme güçlüğü olan çocukların el-göz koordinasyonları zayıftır Doğan, Çatal bıçak kullanmada, makas kullanmada, ayakkabılarını bağlamakta zorlanırlar.

Bunun yanında bazıları çizim yapmaları gereken işlerde zorlanırlar. Öğrenme güçlüğü yaşayan öğrencilerin birçoğu kalem tutmakta da zorlanırlar. Ayjı zamanda bu çocuklar bisiklete binmek, top sektirmek gibi aktivitelerde de zorlanmaktadırlar. Bunun yanında öğrenme güçlüğü olan çocuklar birtakım sosyoduygusal problemlerde yaşarlar. Bunlar akran ilişkilerinde zorlanma, düşük özgüven, uyum problemleri ve iletişim problemleri olarak ortaya çıkabilir.

Öğrenme güçlüğü yaşayan çocukların zekalarında ya da duygu durumlarında herhangi bir gerilik veya bozukluk yoktur. Sadece bu çocuklar yaşının ve zekasının altında bir beceri sergilemektedirler. Bazılarında matematik, bazılarında yazma, bazılarında ise okuma ve okuduğunu anlama olarak ortaya çıkar. Aldıkları eğitime göre bu çocukların bu becerilerde bu kadar geri olmaları eğitimcilerin ve ailelerin şüphelenme sebeplerinin başında gelmektedir. Öğrenme güçlüğünün en bilinen 3 sebebi nörogelişimsel sebepler, doğumdan kaynaklanan sebepler ve kalıtımdır.

En çok kalıtımın öğrenme güçlüğü üzerindeki etkisi düşünüldüğünde bunun önlenmesi çok muhtemel değildir. Ancak erken müdahale programı ile bu durumun çocuk üzerindeki etkisi azaltılabilir. Öğrenme güçlüğü tanısı yapıldıktan sonra sırasıyla yapılması gereken müdahaleler: organizasyon ve bellek çalışmaları, dikkat çalışmaları ve eğitim eksikliğine yönelik çalışmaların giderilmesi çalışmalarıdır. Yazı öğretiminde, öncelikli olarak öğrencilerin gelişim düzeyleri göz önünde bulundurulmalıdır. Değişik çevrelerden gelerek oluşan öğrencilerin farklı sosyoekonomik, kültürel düzeylere sahip olabileceği esas alınarak öğretim sürecinde de algı, anlama, kavrama yetilerinde farklılıklar olabileceği düşünülmelidir.

E-Okul İlkokul 1.Sınıf Kayıt Sorgulama, Birinci Sınıf Hangi Okula Gidecek?

Yazı öğretimi sürecinde öğretmen ile öğrenci arasında etkileşim ve iletişim açısından beklenmedik durumlar ortaya çıkabilir. Öğretmenin bu durumda kendi deneyimlerine dayanarak bilgi, beceri ve yaratıcılığını kullanması son derece önemli olacaktır. Öğretmenin yazı öğretimi sürecinde seçilecek harf veya sözcükleri, öğrencinin yaşantısından örnekler taşıyacak şekilde modellemesi öğrenme sürecini hızlandıracağı gibi akılda kalıcılığı da arttırmaktadır. Benzer şekilde harf yapılarının uygun formda ve belirli büyüklükte olması da önemlidir.

Kaynak: Artut, K. İlköğretim 1. Dislektik bireylerin görsel algı becerilerini geliştirmeye yönelik ergoterapi müdahalesinin okuma becerilerine etkisi araştırılmıştır. Bireylere problem saptanan alanlara yönelik kişiye özgü ergoterapi müdahalesi uygulanmıştır. Müdahale sonucunda bireylerde görsel hafıza, görsel tamamlama, görsel ayrım, uzaysal algı, şekil-zemin algılarında ve okuma becerilerinde de artış görülmüştür.

Son yorumlar

Kişi merkezli müdahale uygulanan dislektik bireylerde görsel algı becerilerindeki artışın yanı sıra akıcı okuma ve okuduğunu anlama becerilerinde de artış görülmüştür. Olguların yaşları göz önünde bulundurulduğunda yaşı daha küçük olan dislektik bireyin hem okuma becerilerinde hem de görsel algı becerilerindeki artışın daha fazla olduğu görülmüştür.

Dolayısıyla erken müdahalenin dislektik bireylerde daha etkin olduğu görülmüştür. Dislektik bireylerde hem erken tanı hem de erken müdahale ile bireylerin akademik, sosyal, psikolojik alanlarda yaşadıkları sorunların aza indirilebileceği düşünülmüştür. Çalışmadan daha iyi sonuç almak amacıyla çalışmaya daha fazla katılımcı alınması, müdahale sürecinin uzun tutulması, bunun yanında dislektik bireylerin aile fertlerinin ve öğretmenlerinin de onların karşılaşabilecekleri sorunları ile ilgili bilgi edilmesi gerekmektedir.

Karakaya, B. Ergoterapi, Öncelikle çocuğun öğrenme güçlüğü ile ilgili mutlaka bir uzmandan destek alıyor olması gerekir. Bu uzman desteğinin yanında aileler çocuklarına evde destek olmak amacı ile, çocuğa yönergeleri hatırlatacak küçük yazıların hatırlatıldığı panolar yapabilirler. Bu panolarda çocuğun zamanı yönetebileceği bir zaman çizelgesi mutlaka asılı olmalıdır. Çocuğun okuma seviyesine göre günlük yapacağı okumalar bu listede asılmış olmalıdır. Çocuğa okumayı sevdirmek amacı ile şiirleri, tekerlemeleri buraya mutlaka asmak gerekir. Mutlaka görsellerin olduğu okumalar yaptırılmalıdır.

Çocuklar önce görseldeki resmi yorumlamalı, anlatılacaklar ile ilgili tahminler yürütmeli sonra metni okumalıdır. Çocuğa okuma ağacı yapılmalıdır. Okuduğu metinden anladıklarını küçük küçük semboller ve yazılarla bu ağaca asmalıdır. Çocuğun okuma ile ilgili motivasyonunu arttırmak için okuduğu metin birkaç kez okutulabilir.

Hatalı okuduğu kelimelerle ilgili küçük kartlar hazırlanmalı ve bu kartlar mutlaka tekrar tekrar okutulmalıdır. Bunun yanında yazının içeriği ve puntosu da oldukça önemlidir. Ayrıca çocuğunuza yazıyı sevdirmek amacı ile metinleri renkli kağıtlara veya beyaz kağıtların üzerinde renkli yazılar ile bastırabilirsiniz.

Bu çocuklar sözlü ifadede zorlanırlar. Özgül öğrenme güçlüğü için tipiktir. Buna göre her bireyin zayıf ve güçlü yönlerini belirlemek mümkündür. Özgül öğrenme güçlüğünde en düşük kategori kazanılmış bilgi kategorisidir. Daha sonra sıraya koyma yetenekleri kategorisi ve mekânsal yetenek kategorisi gelir.

Mekânsal yetenek kategorisinin düşük olması organisiteyi düşündürür. Zekâ bölümü 85 ve yukarısındaysa, WISC-R kategorilerine ya da paternlerine göre özgül öğrenme güçlüğüne yaklaşıyorsak diğer testleri de uygulamak gerekir. Gesell Gelişim Figürleri Dokuz figürden oluşuyor. Çocuktan şekilleri kopya etmesi isteniyor.